Bahçeyle uğraşmaya başladığım ilk yıl, marketten aldığım torba gübrelere ne kadar para harcadığımı fark ettiğimde biraz utanmıştım. Balkonda üç saksı domates, birkaç de otsu bitki vardı; ama her ay bir şeyler alıyordum. Sonra mutfakta çöpe attığım kabuklara, çay posalarına, budadığım dallara bakıp "bunlar zaten toprağın istediği şeyler" diye düşündüm. O günden beri kendi gübremi kendim üretiyorum ve dürüst olayım: hem cebime hem de bitkilerime yaptığım en iyi iyilik bu oldu. Kompost yapımı ilk bakışta karmaşık ve kokulu bir iş gibi görünüyor, oysa birkaç temel kuralı öğrendikten sonra çamaşır asmak kadar rutin bir hale geliyor.
Kompost, organik atıkların mikroorganizmalar ve solucanlar aracılığıyla ayrışıp toprağa benzeyen, koyu renkli, mis gibi orman kokan bir malzemeye dönüşmesi. Yani doğanın orman zemininde kendi kendine yaptığı şeyi, biz bir köşede hızlandırarak taklit ediyoruz.
Hazır gübrelerden farkı şu: kompost sadece besin vermez, toprağın yapısını düzeltir. Killi toprağı gevşetir, kumlu toprağın suyu tutmasını sağlar. Bahçe toprağı seçimi ve hazırlığı konusunu araştırırken en çok karşılaştığım tavsiye de zaten "organik madde ekleyin" idi. İşte kompost, o organik maddenin bedava ve en kaliteli hali.
Kompost yapımında öğrenmeniz gereken tek teknik bilgi varsa o da bu. Malzemeleri ikiye ayırıyoruz:
Yeşiller nemli ve azot bakımından zengin olanlar. Kahverengiler ise kuru ve karbon bakımından zengin olanlar. Yığında kahverengiler yeşillerden daha fazla olmalı; ben gözle kabaca üçte iki kahverengi, üçte bir yeşil oranını tutturmaya çalışıyorum.
| Yeşiller (azot) | Kahverengiler (karbon) |
|---|---|
| Sebze ve meyve kabukları | Kuru yapraklar |
| Çay posası, kahve telvesi | Karton, gazete kağıdı (parçalanmış) |
| Biçilmiş taze çim | Kuru dal ve saman |
| Solmuş çiçekler, ayıklanan yeşillikler | Yumurta kabuğu, talaş |
Yığın kötü kokuyorsa neredeyse her zaman sebep aynı: fazla yeşil, az kahverengi. Bir avuç kuru yaprak ya da yırtılmış karton atıp karıştırdığınızda koku bir iki günde geçer. Tam tersi, aylardır hiçbir şey olmuyorsa yığın çok kurudur; biraz mutfak atığı ve su ekleyin.
Bahçesi olanlar için en kolayı, gölgeye yakın bir köşede bir metreküplük alan ayırmak. Ben dört ahşap paleti dikdörtgen yapacak şekilde bağlayıp içine atıyorum; alt kısmı toprakla temas ettiği için solucanlar kendiliğinden geliyor. Yığını on beş günde bir bel küreğiyle alt üst ediyorum — bu havalandırma işlemi süreci belirgin biçimde hızlandırıyor.
Balkon bahçesi olanlar için de çözüm var: kapaklı bir plastik bidon alıp yanlarına ve altına havalandırma delikleri açmak yeterli. Altına bir tepsi koyarsanız damlayan sıvıyı toplarsınız; bu koyu sıvıyı bire on suyla seyreltip bitkilere verdiğinizde harika bir sıvı gübre elde edersiniz. Balkonda çalışacaksanız bir tavsiyem daha var: atıkları bıçakla küçük parçalara ayırın. Yüzey alanı arttıkça ayrışma hızlanır, dar hacimde bu fark çok belli olur.
Yaz aylarında düzenli karıştırırsanız iki üç ayda, kışın karıştırmadan bırakırsanız altı ay ile bir yıl arasında olgunlaşır. Hazır olduğunu şundan anlarsınız: koyu kahverengi, ufalanan bir yapıdadır, içine attığınız malzemeleri artık tanıyamazsınız ve yağmur sonrası orman toprağı gibi kokar. Ekşi ya da amonyak kokusu varsa biraz daha bekleyin.
Kullanırken abartmaya gerek yok. Saksılarda toprağın en üst beş santimini kompostla değiştiriyorum, sebze yastıklarında ise ekim öncesi bir kürek kompostu toprağa karıştırıyorum. Ev sebze bahçesinde özellikle domates ve biber bu muameleye çok iyi karşılık veriyor. Fide harcı hazırlarken de üçte bir oranında kullanmak, satın alınan besleyici karışımların yerini fazlasıyla tutuyor.
İlk yığınım berbat kokmuştu ve neredeyse vazgeçiyordum.