İlk yılımda domates fidelerimi mart ayının ortasında balkona çıkardım ve iki gün sonra hepsi soğuktan kararıp gitti. O gün anladım ki bahçecilikte en büyük ustalık toprakta değil, zamanlamada. Ne ekeceğinizi bilmek işin kolay kısmı; ne zaman ekeceğinizi bilmek ise yıllar süren bir alışkanlık. Bu yazıda kendi denemelerimden, hatalarımdan ve tuttuğum notlardan çıkardığım bir ekme takvimi mantığını sizinle paylaşacağım. Amacım size ezberleyeceğiniz katı tarihler vermek değil, kendi bölgeniz için kendi takviminizi kurmanızı sağlamak.
Bahçecilik kitaplarında "mart ayında ekin" yazdığını okuyup da hayal kırıklığına uğrayan çok kişi tanıdım. Çünkü Antalya'nın martıyla Erzurum'un martı aynı ay değil. Ben takvimi kurmaya şu iki soruyla başlıyorum:
Bu iki tarihi bulmanın en sağlam yolu, mahallenizdeki eski bahçıvanlara veya semt pazarındaki üreticilere sormak. Onlar hava durumu sitelerinden daha isabetli konuşuyor. Ben ilk yıl bir komşumun "biz burada domatesi Nisan'ın son haftasından önce toprağa vermeyiz" cümlesini not defterime yazdım ve o cümle bana iki yıllık deneme yanılmayı kazandırdı.
Son don tarihini bulduktan sonra her şey ona göre geriye ve ileriye sayılır. Örneğin domates, biber, patlıcan gibi sıcak sevenler son dondan 6-8 hafta önce içeride tohuma ekilir, don tehlikesi geçtikten sonra dışarı alınır. Marul, ıspanak, turp gibi serin sevenler ise don bitmeden bile toprağa girebilir.
Bu dönem benim için "pencere kenarı sezonu". Toprak hâlâ soğukken evin en aydınlık camında fide yetiştirmeye başlıyorum. Domates, biber, patlıcan, kereviz ve pırasa tohumlarını bu aylarda küçük kaplara ekiyorum. Aynı dönemde balkon saksılarına doğrudan ekebildiklerim de var: turp, roka, tere, marul, ıspanak. Bunlar serinliği seviyor, hatta hafif soğukta yaprakları daha tatlı oluyor.
Don tehlikesi bittiğinde iş asıl hızlanıyor. Fideleri toprağa alıyorum, sıcak seven her şeyi bu aylarda ekiyorum: fasulye, kabak, salatalık, mısır, kavun, karpuz. Fasulyeyi doğrudan toprağa ekmeyi tercih ediyorum, çünkü kökü nakli sevmiyor. Kabak ve salatalıkta ise bir hafta arayla iki parti ekiyorum; böylece hasat tek seferde patlayıp bitmiyor.
Fideleri dışarı çıkarırken en önemli adım alıştırma: bir hafta boyunca her gün birkaç saat dışarıda tutup gece içeri alıyorum. Bu adımı atlayan fidelerin yakıcı güneşte yaprak yaktığını çok gördüm.
Yaz aylarında yeni ekimden çok bakım öne çıkıyor: sulama, budama, zararlı kontrolü. Yine de takvimi boş bırakmıyorum. Haziran sonundan itibaren sonbahar hasadı için ikinci tur başlıyor. Sıcakta çimlenen tohumlar hızlı büyüyor.
Yazın ektiğim tohumları kâğıt veya gölgelik altında tutuyorum, yoksa toprak yüzeyi çabuk kuruyup çimlenme yarıda kalıyor. Bu dönemde bitkilerin su ihtiyacını doğru okumak, hangi saatte sulamak gerektiğini bilmek takvimin bir parçası oluyor.
Eylül ayında turp, ıspanak, marul, kuzu kulağı ekmeye devam ediyorum. Ekim–Kasım ise sarımsak ve kışlık soğan zamanı; bunları toprağa gömüp üstünü yaprakla örtüyorum, mayısta kendiliğinden hazır oluyorlar. Aralık ve ocakta ekim durur ama takvim durmaz: bu aylarda tohum siparişi veriyorum, geçen yılın notlarını okuyorum, hangi çeşidin tuttuğunu hangi çeşidin hayal kırıklığı olduğunu işaretliyorum. Kışın bahçeyi korumak, saksıları soğuktan yalıtmak da bu dönemin işi.
Bir defterin ilk sayfasına ay ay on iki satır çizin. Her satıra o ay yaptığınız işi tek cümleyle yazın: "12 Nisan – 6 domates fidesi toprağa", "3 Mayıs – gece 4 dereceye düştü, örttüm". İkinci yıl bu defter size internetteki hiçbir tablonun veremeyeceği kadar isabetli bilgi verecek.
| Sebze | Ekim yöntemi | Yaklaşık hasat süresi |
|---|---|---|
| Turp | Doğrudan toprağa | 4-5 hafta |
| Marul | Doğrudan veya fide | 6-8 hafta |
| Fasulye | Doğrudan toprağa | 8-10 hafta |
| Domates | Fideden | 10-14 hafta (fideden sonra) |
| Sarımsak | Sonbaharda diş | 7-9 ay |
Bir de şu alışkanlığı öneririm: aynı türü iki hafta arayla iki kez ekin. İlk parti soğuktan ya da h